Kendi Işığında Yanan Adam

7 Şubat 2019 tarihinde, Çatı Katı Seminerlerimiz kapsamında, Ercan Kesal, Metin Erksan’ın “Kendi Işığında Yanan Adam” adlı kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi ve soruları yanıtladı. Aşağıda, Ercan Kesal’ın konuşmasından bazı alıntıları bulabilirsiniz.

Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Hayati Hamzaoğlu, Erol Taş ve daha birçok ismi sinema dünyasına kazandıran bir yönetmen olmasının yanı sıra Metin Erksan, Yeşilçam’ın yıldız sistemini altüst eden bir yönetmendir.

Döneminin en çok kazanan ve en etkili yönetmenlerinden biri olmasına rağmen, inançlarından ve fikirlerinden asla taviz vermemiştir.
En çok tartışılan filmi “Sevmek Zamanı”, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul tarafından, sinema tarihinde sert sınıf çatışmasının en net biçimde gözlemlenebildiği metinlerden biri olarak tanımlanmıştır.

İlk filmi Karanlık Dünya, oyuncu kadrosu tamamen Türkiye Komünist Partisi üyelerinden oluşan bir yapım olarak çekilmiştir. Beyaz Cehennem romanı için çekmek istediği film konusunda sağ görüşlü yazar Peyami Safa ile konuşurken şunları söyler:

“Beni solcu olarak tanımlıyorlar. Bu sizin için bir sorun olur mu?”

Ve bu şekilde izin alır.

Aşkın da bir nedeni yoktur. Zaten gerekçelendirilmiş bir neden, insanı muhtemelen aşktan çıkarır. Aşkı eşsiz kılan da budur. Mantıklı bir sebebi olmamasına rağmen, deneyimin kendisi kadar mantıklı başka bir örneği olmayan aşk, özünde tek ve biricik bir eylemdir.

Bir filmin aşka bakışı, dünyaya her zaman sevilenin gözünden değil, sevenin gözünden bakmasıyla daha da değer kazanır. Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” böyle bir misyona sahiptir.

Bardağımı doldururken şöyle der:

“Ben şarap içmem, diyabet hastasıyım; çikolata da getirmişsiniz ama onları da yemem. Peyniri de sevmem.”

Peki o zaman ne?…

Metin Erksan’a sordum:

“Hangi filmi çekmek isterdiniz?”

Bana, Sait Faik’in ada vapurundaki projektörü üzerine bir film çekmek istediğini anlattı. Gecenin karanlığında projektörün ışığını bir anda sahile, evlere, insanlara tutuşunu; onların mahremiyetine nasıl dokunduğunu ve ardından eve dönüp, gece boyunca gördüklerinden çıkardığı hikâyeleri kendisini bekleyen oğluna tutkuyla anlatışını…

Gözüm elbette sandalyenin yanındaki dürbüne takıldı…

Said Durani’nin evini gösterirken:

“Yahu, bari burayı kebapçı yapmayın!” dedi.

Aşık Veysel’in filmini çekerken, Sivrialan Köyü’ndeki kısa, kurak ve seyrek buğday tarlaları sansür kurulunu harekete geçirmiştir. Onlara göre bu görüntüler ülkemizi yoksul ve çaresiz gösteriyordu. Bunun üzerine filme Amerikan yapımı filmlerden buğday tarlası sahneleri eklenmiştir.

Metin Erksan, çekmek istediği Fahrettin Paşa filmi hakkında şunları anlatır:

Bir Arap askeri, elinde İngiliz yapımı bir tüfekle bir Osmanlı askerini hedef alır. Osmanlı askeri “Allahu Ekber” diye haykırdığı anda tetiği çeker; aynı sözler bu kez Arap askerinin ağzından dökülür: Allahu Ekber.

Metin Erksan, tutkuların ve takıntıların yönetmenidir.

Sinemaya dair çok ilginç yaklaşımları vardır:

“Eğer Leyla’nın değil de Leyla’nın kız kardeşinin aşk hikâyesini anlatıyorsan ve peşinde olduğun şey buysa, işte o zaman sinema yapmış olursun.”

Sevmek Zamanı’nda, aşkın anatomisini anlatan ve kendisine nefes aldıran bir film yapmak istemiştir. Filmde rol alan Müşfik Kenter ve Sema Özcan, o dönem sinemada sıkça tercih edilen oyuncular değildir. Metin Erksan, Müşfik Kenter gibi olgun ve ayakları yere basan bir yüz istemiştir. Bunu da şöyle açıklar:

“Sinema tarihinde çok fazla görülmemiş bir yüz istiyorum.”

Ülkemizin önde gelen bir çok enerji yatırım şirketi için

600MWp

anahtar teslim GES kurulumu.